Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
Zeus

Sokrates Nedir

Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
sofistlere karşı koyanların başında yer alan, ilkçağın en büyük düşünürlerinden biri olan sokrates, sofistlere karşı koyar, ama onlarla birleştiği yönleri de vardır. çünkü sokrates de, sofistler gibi, gelenek ve törelerin oluşturduğu ölçüler üzerinde düşünmeyi kendisine ilke yapmıştır.

sokrates 469 yılında atina’da doğmuştur. heykeltıraş sophroniskos ile ebe phainerete’nin oğlu. kendisi ve yurttaşlarını ciddi olarak incelemeyi, ahlakça olgunlaşmak için durmadan çalışmayı, hayatının hep ödevi sayacaktır. o da, sofistler gibi, başlıca, insan hayatının pratik sorunlarıyla ilgilenmiştir. ancak, sofistler utilitaristtiler, yalnız yararı göz önünde bulunduruyorlardı. sokrates ise bu soruna gerçek, derin bir ahlaki ciddiyetle yönelir.onun gerek sessiz, sürekli felsefi düşünmeleri, gerekse atina’daki orijinal çalışmaları böyle bir anlayışla beslenmişlerdir. kendisi bir çığıra, bir okula bağlı olmadığı gibi, bir çığır da kurmaya kalkışmamıştır. ortalıkta, çarşıda –pazarda dolaşır, karşısına çıkanlarla konuşmaya çalışırdı. bunu da, insanları, hayatlarının anlam ve amaçları bakımından düşünmeye, aydınlanmaya kımıldatmak, onlarda bu isteği uyandırmak için yapardı. sokrates felsefesini, dünya görüşünü bu yolla yaymıştır: bir şey yazmamıştır. sokrates 70 yaşında iken “gençliği baştan çıkarmak ve atina’ya yeni tanrılar getirmeye kalkışmak” ile suçlandırılıp mahkemeye verilmiştir. onu suçlayanlar, anlayışsızlıklarından, düşünceleri ayırt etmeyi bilmediklerinden, sokrates’i sofist sayıyorlardı. hayata yol gösteren değer ve ölçülere körükörüne inanmayıp bunları akılla bulmak isteyişinde, bu tutumunda sokrates sofistlerle ortaktı. ama onun sofistlerle bundan sonraki temelli ayrılığını, yobaz gelenekçiler ayıramayacak durumda idiler. sokrates hafif bir ceza ile kurtulabilirdi; ama boyun eğmek bilmeyen onuru yüzünden yargıçları kızdırıp ölüm cezasına çarptırılmıştır. tutukevinden de kaçmayı ret etmiş ve 399 yılının mayısında zehir içerek ölmüştür.

sofislerin bilgi anlayışı, her bakımdan, tek kişiyi kanılarında bir relativizme götürmüştü. sokrates’in ise göz önünde bulundurduğu ; sağlam, herkes için geçerli olan bir bilgiye varmaktır. o, doxa (sanı)nın karşısına episteme (bilgi) yi koyar. yalnız episteme hazır, hemen öğrenilebilecek, öğretimle hemen bildirileverilecek bir şey değildir, tersine; birlikte çalışarak, uğraşılarak varılacak bir amaçtır. onun için sokrates, sofistlerin yaptığı gibi, öğretimle bilgileri edindirmeye kalkışmaz, çevresindekilerle doğru’yu birlikte aramaya çalışır. din-gelenek otoritesine gözü kapalı bağlanmamada sokrates sofistlerle bir düşünüyor. ancak, sokrates’in akla, düşüncenin objektif değerine, bireylerin üstünde bir normun bulunduğuna sarsılmaz bir inancı var. onu sofistlerden kesin olarak ayıran da bu inancıdır. onun kendine özgü öğretme ve araştırma yöntemi olan dialog (konuşma) da bu inanca dayanır. konuşma’da düşünceler ortaya konur, bunlar karşılıklı olarak eleştirilir, böylece de herkesin kabul edeceği şeye varılmak istenir. sofisler düşünceleri meydan getiren psikolojik mekanizmayı inceliyorlardı. sokrates ise, doğru’yu belirleyen aklın bir yasası olduğuna inanır ve çevresindekilerle işbirliği yaparak bu doğru’yu araştırır. “ben bir şey bilmiyorum” ya da “bir şey bilmediğimi biliyorum” derken de göz önünde bulundurduğu bu. onun için bunları bir şüphecilik diye anlamamalıdır.

sokrates, sofist – sophistes , bilgici –değil, filozof – philosophos, bilgisever –olduğunu söyler; bilgiyi elde bulundurduğuna değil, onu sevip aradığına inanır; kendisi kendini bildiği gibi, kendilerini bilmelerini (“kendini bil!”) başkalarından da ister. araştırmanın (dialogun) dış şeması şöyledir: konuşmaya başlarken sokrates, hep kendisinin bir şey bilmediğini söyler. karşısındaki de, tersine, hep bilgisine pek güvenmektedir, ama ileri sürdükleri de hep pek derme çatma şeylerdir. işte sokrates’in ünlü ironie’si (alayı) bu karşıtlık içinde belirir. bundan sonra da sokrates, konuştuğu kimsede doğru^yu meydana çıkarmaya girişir; onun deyişiyle: ruhta uyku halinde bulunan düşünceleri “doğurtmaya” uğraşır. bu sanatına da, annesinin ebeliğine bir anıştırma olarak, maieutike (doğum yardımcılığı, ebelik) adını veriyor. bu tekniğin temelinde, disiplinli, sıkı bir düşünme ile” doğru”nun bulunabileceğine bir inanma gizlidir; ruhta saklı doğrular var; bunlar herkes için ortak olan doğrulardır; bunlar, sorup soruşturma ile, üzerlerinde durup düşünme ile yukarıya çıkarılabilir, bilinir bir hale getirilebilirler.

sokrates’e göre, bilimsel çalışmanın amacı, duyularla edinilen tek tek algılar değil, kavramdır. onun için, sokrates hep, kavramın belirlenmesi, sınırının çizilip gösterilmesi olan tanım’a (horismos, definito) varmaya çalışır.

sokrates’in kullandığı yöntem, tüme –varım (epagoge, inductio) yöntemidir. aristoteles, sokrates’i bu yöntemin bulucusu diye gösterir. ancak, sokrates gelişigüzel bir araya getirilmiş tek tek haller arasında bir karşılaştırma yaptığı için, tam bir tümevarım yöntemi geliştirdiği söylenemez.

sokrates bu yöntemini, tıpku sofistler gibi , sadece insan hayatının sorunlarına uygulamıştır. onu “doğru bir yaşayış nedir, hangisidir?” sorusundan başkası ilgilendirmemiştir. doğa felsefesiyle hiç uğraşmamıştır; kavramsal doğru’yu araması da yalnız ahlaki kaygılar yüzündendir. insanın ahlakça kendisini eğitmesi, yetiştirmesiyle bilim aynı şeydir. araştırma da bulunacak tümel doğru, ahlak bilincine açıklık ve güven sağlayacaktır.

sokrates’in bütün düşüncesi, bütün çalışmaları ahlaka yönelmiştir. bu ana –konuda çıkış noktası da, “erdem ile bilginin özdeş, aynı oldukları” görüşüdür. bu görüşün felsefe dışındaki nedeni için şu söylenebilir: yunan toplumu o arada çok sarsıntılı bir değişme geçirmiştir, geçirmektedir. bu yüzden, öteden beri bilinen, alışılmış yaşama kurallarına ayak uydurmak çok güçleşmiştir. bu değer anarşisi içinde bir sürü yaşama kuralı öğütleniyordu. öbür yandan demokratik gelişme bir savaşmaya, yarışmaya yol açmıştı. işte sokrates,bu kanıyı ahlaka aktarmakla, bu duruma en keskin anlatımını kazandırmıştır.

sokrates,”hiç kimse bile bile kötülük işlemez, kötülük bilginin eksikliğinden ileri gelir” der. yine bu yüzden bütün öteki erdemler, ana –erdem olan bilginin (episteme) içinde toplanmışlardır ve bilginin kendisi edinildiği ve öğrenildiği gibi, öteki erdemler de elde edilir ve öğretilebilir.

sokrates, bir de, içinde bir daimonion’un barındığını söylermiş. hayatının önemli anlarında bu daimonion’u kendisine yol gösterirmiş, daha doğrusu alıkoyucu bir rol oynarmış; daha çok uyarıcı bir sesleniş. bunu sokrates içindeki tanrısal bir ses sayar ve ona uyarmış. bu sesin ne olduğu üzerinde çeşitli yorumlar yapılmıştır. ne olarak anlaşılırsa anlaşılsın (vicdan, ahlaki bir sezi, peygamberlerde görülen içgüdü gibi bir şey vb) daimonion sokrates’in ahlak görüşünün tekyanlı rationalismini tamamlayan bir etken olarak görünüyor. çünkü daimonion, irrationel bir şey, dini –mistik bir öğe. (ama yalnız kendisinde var; genel olarak insan hayatının ahlak bakımından düzenlemede hiçbir rolü yok)

sokrates’in dinsiz ya da küfre sapmış bir kimse olduğu hiç de söylenemez. olsa olsa, o da ta xenophanes’ten beri gelişen bir din anlayışının içinde yer almıştı; yani halk dininin boş inançlarına bağlı değildi; halk dininin arınmasını, bunun için de tanrılar için yakışıksız tasavvurların ortadan kalkmasını o da istiyor.

sokrates çevresine büyüleyici bir etki yapmıştı. bu etki, düşüncelerinden çok, bu düşünceleri onun doğrudan doğruya yaşaması yoluyla olmuştur.

Sokrates Resimleri

  • 4
    Bu resime açıklama eklenmemiş. 2 ay önce

    Bu resime açıklama eklenmemiş.

Sokrates Sunumları

  • 3
    Önizleme: 2 ay önce

    Sokrates ve İnsan Slayt (Sunum-PPTX)

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    SOKRATES VE İNSAN ANLAYIŞI

    2. Sayfa
    M.Ö. 469-399 yillari arasinda yasamis olan ünlü Yunanli düsünürdür Sokrates, M.Ö 470 – 399 yılları arasında yaşamış ünlü yunanlı filozoftur. Felsefenin kurucusu olarak görülen Sokrates, her daim sorgulayıcı yaklaşımı ile tanınmış ve benimsenmiştir. Kimliği ya da geçmişi hakkında net bilgi olmasa da heykelci bir babanın oğlu olarak bilinir.

    3. Sayfa
    Sokrates, genel olarak felsefenin ve Batı felsefesinin, özel olarak da Antik Yunan felsefesinin, hiç kuşku yok ki en kilit  ismidir. Nitekim Batı felsefesinin beşiği kabul edilen Antik Yunan felsefesi, bir bütün  olarak  onun  ismiyle  sınıflandırılır.

    4. Sayfa
    Nitekim Sokrates’ten önce yaşamış olan filozoflara, Sokrates’ten önce gelenler anlamında Presokratikler adı verilir. Buna karşın Sokrates’ten sonra gelen bütün Yunan filozofları, onun doğrudan ya da dolaylı olarak öğrencisi olma anlamında, Sokratikler olarak geçerler.

    5. Sayfa
    Tarihin  tanıdığı  ilk ve en büyük sistemin kurucusu olan Platon, Sokrates’in öğrencisidir.Yunan  felsefesinin  son  büyük  filozofu olan Aristoteles ise Platon’un öğrencisi olmuştur.

    6. Sayfa
    Sokrates’in İnsan AnlayışıSokrates kendisinden önceki filozoflardan farklı olarak,insan ve insanın sorunlarını sistemli olarak ele almıştır. Böylece Sokrates, felsefeye yeni bir bakışla eğilmiştir. Onun düşüncesinin temel sorunu ‘‘ insan nedir?’’ sorusudur. Onun temel amacı; insanın ahlaken geliştirilmesidir.

    7. Sayfa
    ‘‘ Kendini bil’’ ve ‘‘ Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez’’ sözlerini ele alarak, insan sorununu tartışmıştır. ‘‘ Kendini bil’’ sözü ile, insanın kendi kendisine sadık kalması ve kendisiyle ahenk içinde bulunması gerektiğini ifade etmiştir. Bunu başarabilen insan, böylece mutluluğu elde edecektir.

    8. Sayfa
    Sokrates’e göre aklını doğru kullanabilen insan, erdemli insandır. Bunun için Sokrates’in anlayışında ‘‘ bilgi erdemdir’’.Sokrates, hiç kimsenin bile bile kötülük yapmayacağını, kötülük diye nitelendirilen şeyin, bilgisizlikten yani ‘‘cahillikten’’ kaynaklandığını söyler.

    9. Sayfa
    İnsan için, mutluluğun koşulu ve teminatı, hazların peşinden koşmak değil, erdemli olmaktır.Sokrates, ‘‘insan nedir’’ sorusunu, bilgi ile iç içe, ahlak felsefesi bağlamında ele alarak sorgulamıştır.Bu yüzden, insanın bu hayattaki en büyük amacı olan mutluluğa ancak erdem sahibi olarak ulaşılabileceğini, bunun da bilgi ile mümkün olduğunu söylemiştir.

    10. Sayfa
    Sorgulanmayan bir yaşamın, yaşanmaya değer bir hayat olmadığını dile getiren Sokrates, insan yaşamının değerine yönelik böyle bir sorgulama girişiminde bulanarak, felsefe tarihinde,insanın anlamına yönelik ilk sorgulamayı temsil eder.

    11. Sayfa
    Hakikate ulaşma konusunda ise; Sofistlerin rölativizminden farklı olarak, insanın iyinin bilgisine ulaşabileceğini söyler. İnsan ‘‘iyi’’nin bilgisine ulaştıkça, kötülükten uzaklaşır. İyiye yaklaşan insan, erdemli bir varlık olma yolunda ilerlemiş olur.

    12. Sayfa
    Sokrates, kişinin toplum içinde, ahlaki bir boyut kazanabileceğini söyler. Çünkü erdemli bir insan, aynı zamanda devletin yasalarına da uyan insandır. Nitekim kendisinin, haksız yere suçlanıp idam edilmesinin karşısında bile Sokrates, devletin kararına karşı çıkmamış, erdemli bir bireyin böyle olması gerektiğini düşünmüştür. Böylece Sokrates, ahlak felsefesi ile siyaset felsefesini iç içe ele almıştır.

    13. Sayfa
    İnsanın doğası gereği iyi olduğunu söyleyen Sokrates, insanın bu iyi yönünün, diyalektik bir yöntem ile ortaya çıkarılabileceğini düşünmüştür.Diyalektik yöntem ile, tıpkı herhangi bir ebenin, hamile bir kadının doğum yapmasına yardımcı olması gibi, o da karşısındaki insana bu ‘‘iyi’’ doğasının farkına varmasını sağlar.

    14. Sayfa
    KaynakçaSokrates’in Savunması (Platon)İnsan Felsefesi (Nurten Gökalp)İnsan Felsefesi ( Ebamüslim Akdemir)Felsefe Tarihi (Ahmet Cevizci)

Sokrates Videoları

  • 7
    2 ay önce

    Sokrates - Tarihe Damga Vuran 15 Sözü

  • 4
    2 ay önce

    Sokrates'in Savunması ( Sesli Kitap )

Sokrates Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Sokrates Ek Bilgileri

  • 6
    2 ay önce

    Prof. Rae Langton

    I. Platon Ders
    Sokrates’in Savunması


    Platon Sokrates’in öğrencisi olarak başlamıştır; erken diyalogları, muhtemelen hakkında bağımsız olarak pek az malumatımız olan Sokrates’in fikirlerini tasvir etmektedir. Sonraki diyaloglarında Sokrates, Platon’un kendi felsefi fikir ve argümanlarını dile getirmek için başvurduğu bir karakter olur. Sokrates’in Savunması, MÖ 399 senesinde yapılan mahkemede Sokrates’in savunmasını sunmaktadır ki bu mahkemede Sokrates gençlerin akıllarını yozlaştırmaktan suçlu bulunur ve ölüme mahkûm edilir. Platon bu olaydan sonra siyasetle olan alakasını keserek sadece felsefeyle ilgilenmeğe başlar. Atina’da ilk üniversite olan Akademi’yi kurar.

    2. Suçlamalar 
    Sokrates, “yer altında ve gökyüzündeki şeylerin araştırmasına girişmekten, zayıf argümanları güçlü yapmaktan ve bu şeyleri başkalarına öğretmekten suçludur (II. 19); gençleri yoldan çıkartmaktan ve şehrin inandığı tanrılara inanmamaktan ve yerlerine yeni başka tanrılara koymaktan suçludur (IX. 24); o, tam anlamıyla tanrıtanımazdır (XIV.26). Đlk suçlama filozoflara dair genel yargılardan sökün etmektedir ki bu filozoflar, Sokrates öncesi Kozmolojistleriyle para karşılığı tartışmağı öğreten Sofistlerdir (X.24) (Sokrates, ne kozmolojist ne de Sofisttir.) Kutsal şeyler ve tanrısızlığa dair suçlamalar ise çelişkilidir (XV.27).

    3. Suçlamaların Gerçek Sebepleri
    Bilgeliğin biteviye araştırmasında, Sokrates’in kendi vatandaşlarını sorgulaması, anlaşılacağı üzere, onların cahilliklerini ortaya çıkarır; insanlar, aptal yerine konmaktan hoşlanmazlar. Delhi’deki kâhin (IV.21) Sokrates’ten daha akıllı bir kimsenin olmadığını söylemişti. Sadece kendi bilgisizliğinden emin olan Sokrates, tanrılığın anlamını yavaş yavaş keşfeder: insanların çoğu, bilgeliğe haiz olmadıkları zaman bile, bilgeliğe sahip olduklarını düşünürler; ama yalnızca Sokrates, bilgelikten mahrum olduğunu bilir (VI.21, IX.23). (Akılları yozlaştırılan gençler arasında büyük ihtimalle Alkibiades de dâhildir ki o gerçekten imansız ve kalleş bir general olmuştur.)

    4. Sokrates’in Miletus’u Sorgulaması
    (i) Sokrates’in sorgulamasında Miletus der ki: nerdeyse herkes gençleri geliştirirken, yalnızca bir kişi yozlaştırır. Sokrates bunun herkesin atları eğitmeği bilmesine rağmen yalnızca pek az kişinin bunu bilmediğini düşünülmesi kadar doğru olmadığını söyler (XII.24, XII). (ii) Miletus, iyi vatandaşlar arasında yaşamanın, kötü olanların arasında yaşamaktan daha iyi olduğunu kabul eder. Sokrates herhangi birinin niçin isteyerek kendi vatandaşlarını kötü insanlar haline dönüştürmek isteyeceğini sorar (XII.25-26). Bu argüman aşağıdaki gibi bir yapıya sahiptir:
    Öncül 1: Kötü biri, zarar vermeğe eğilimlidir.
    Öncül 2: Hiç kimse isteyerek başkalarını zarar vermeğe eğilimli kılmaz.
    Sonuç: Hiç kimse, birini isteyerek kötü insan haline dönüştürmez.

    (Bu argümanı nasıl değerlendirebiliriz?) Bu argüman, Menon diyalogunda geliştirilen ünlü Sokratik temayla alakalıdır: kimse isteyerek yanlış yapmaz. Sokrates, ya hiç kimseyi yozlaştırmadığını ya da bunu istemeden yapmış olabileceği sonucunu çıkarır –bu durumda da cezadan daha çok, eğitilmesi gerekmektedir.

    5. Adalet ve Ölüm
    Sokrates, ‘sonu muhtemelen ölümle sonuçlanacak bir hayat sürmekten utanmıyor musun?’ diye soracak birini tasavvur ederek şöyle cevaplar: ‘değeri ne olursa olsun bir adamın bu şekilde düşünüyor olduğunu sanmak büyük yanlışlıktır. Ama onun düşünmesi gereken, yaptığı işte haklı mı haksız mı ve doğru bir insan gibi mi yoksa kötü bir insan gibi mi davrandığıdır’ (XVI.28). Sokrates kendini savaştaki askerle mukayese eder ve burada iki durum var gibi görünür: (i) sonuçları ne olursa olsun, adilane bir şekilde davranmalıdır insan. Hatta sonuçları gerçekten çok kötü bile olsa, nasıl davranması gerektiğini düşünen kişinin aklına böyle şeyler gelmemelidir. (ii) insan kötü olduğu bilinmeyen bir şeyi kötü olduğu bilinen bir şeye karşı seçmelidir. ‘Adilce davranmamanın kötü ve utanılacak bir şey olduğunu çok iyi biliyorum. ... kötü olduğunu bildiğim bir şeyi hiç yapmayacağım ve ne iyi ne de kötü olduğunu bilmediğim şeyi yapmaktan korkmayacağım’ (XVII.29). Sokrates savunmasının bu kısmını, eğer beraat ettirilse bile, yolunu değiştirmeyeceğini ısrarla söyleyerek bitirir: ‘Nefesim ve kuvvetim olduğu müddetçe, felsefeyi bırakmayacağım ve sizleri uyarmaktan ve sizlerden kimle karşılaşırsam karşılaşayım, ona hakikati beyan etmekten geri durmayacağım.’

    6. Hemşeri Atinalıların Savunusu?
    Sokrates, kendisini değil ama hata yapmak ve masum bir insanı mahkûm etmek üzere olan kendi hemşerilerini savunmakta olduğunu ifade etmektedir. Onlar eğer kendisini ölüme mahkûm ederlerse, ona verecekleri zarardan daha çok zararı kendilerine vereceklerdir (XVIII.30-31) ve bu kötülük etmek iki şekilde olacaktır. Đlkin, kötülük etmek, kendine zarar vermektir (‘bir insanı adilane olmayan şekilde ölüme mahkûm etmek’, ‘öldürülmekten daha büyük kötülüktür’). Đkinci olarak, Sokrates gittiğinde, Atina büyük, iyi beslenmiş, ama uyarmak gibi hayati bir fonksiyonu yerine getiren at sineğinin yokluğundan ötürü, tembel bir ata dönüşecektir.

    7. Karar ve Ceza
    Sokrates, 220 oya karşı 281 oyla suçlu bulunur. Suçlayıcılar, ölüm cezası isterler. Sokrates’in alternatif ceza isteme hakkı vardır. ‘Sizi uyarmak için boş vakte ihtiyacı olan fakir hayırsever birine verilecek uygun mükâfat nedir ki?’ Olimpiyat atletlerine geleneksel olarak Prytaneum’da verilen bedava yemeğe ne dersiniz der (XXVI.37). Eğer mutlaka bir para cezası olacaksa, Platon’un da dâhil olduğu arkadaşları tarafından karşılanacak olan 30 minayı teklif eder. Uslu durmak, sorgulamaktan uzak durma cezasını düşünmez bile: çünkü üzerine düşünülmeyen bir hayatın yaşanılmağa değeri olmayacağından insanın erdemi üzerine tartışmaktan daha büyük bir iyiliğin insanın başına her gün gelmez.’ (XXVIII.38). Fakat ölüm cezasına çarptırılır Sokrates. Tepkisi ise: Dostlar, günahkârlıktan sakınmak ölümden sakınmaktan daha zordur; çünkü günahkârlık ölümden daha hızlı koşar. Ben yaşlı ve yavaş olduğumdan, daha yavaş koşan takipçim tarafından yakalandım ve zeki ve hızlı olan suçlayıcılarım da, daha hızlı koşan takipçileri tarafından yakalandılar –günahkârlık. Ve şimdi ben, sizler tarafından ölüme cezalandırılmış olarak gideceğim; onlarsa hakikat tarafından günahkârlığa ve hakkaniyetsizliğe cezalandırılmış olarak gidecekler.

    8. Ölüm Nedir?
    (XXXI-XXXIII, 40-42) Đyi bir şeydir; çünkü içindeki ilahi ses onu bugüne kadar takip ettiği yoldan hiç çevirmemiştir. Düşünüldüğünde ölüm, ya hiçlik ya da ‘hakikatli yargıçlarla’ yapılan bir seyahattir. Bir tereddüde işaret ederek vedalaşır: ‘Herkes yoluna gitmeli artık, ben ölmeğe, sizler de hayata. Hangisinin daha iyi olduğunu ancak tanrı bilir’.


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Kapak Resmi
Sponsorlu Bağlantılar
Yazı İşlemleri
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin